Exocad Nedir? Dijital Diş Hekimliğinde Yeni Dönem
Dijital diş hekimliği, teknolojik gelişmelerin etkisiyle her geçen gün daha fazla klinik ve laboratuvarda yer edinmektedir.
Diş dolguları, çürük veya travma sonucu zarar gören diş dokularını restore etmek amacıyla uzun yıllardır kullanılan temel tedavi yöntemlerinden biridir. Ancak diş hekimliğinde teknolojinin hızla gelişmesi, dolgu malzemelerinde ve uygulama tekniklerinde köklü değişimlere yol açmıştır. Günümüzde kullanılan dolgu teknolojileri, daha estetik, uzun ömürlü ve biyouyumlu çözümler sunarak hem hasta memnuniyetini artırmakta hem de klinik başarıyı üst seviyeye taşımaktadır.
Nanoteknoloji, dolgu materyallerinde performansın artırılması açısından büyük avantajlar sunmaktadır. Nano-boyutlu silika ve zirkonya partikülleri ile güçlendirilmiş kompozit dolgular, klasik kompozitlere kıyasla daha yüksek mekanik dayanıklılık ve aşınma direnci göstermektedir. (1) Ayrıca bazı nanomateryallerin antibakteriyel özellikleri de bulunmakta, böylece sekonder çürük riski azaltılmaktadır.(2)
Üç boyutlu (3D) baskı teknolojisi, dijital tarayıcılarla alınan verilerle kişiye özel dolgular üretme imkânı sunmaktadır. Bu yöntem, dolgu materyalinin dişe anatomik olarak tam oturmasını sağlar ve klinik işlemlerin süresini kısaltır. (3) Ayrıca dijital üretim süreçleri, insan hatasını minimize ederek restorasyonun başarısını artırır.
Akıllı dolgu materyalleri, çevresel faktörlere tepki veren ve biyolojik işlevler yerine getiren yeni nesil malzemelerdir. Örneğin, flor salınımı yapan dolgular, çevre dokularda remineralizasyonu teşvik eder.(4) Bazı materyaller, pH seviyesindeki değişikliklere tepki vererek antibakteriyel ajanlar salabilir veya renk değiştirerek dolgu arızalarını erken uyarı ile gösterebilir. (5)
Er:YAG ve Nd:YAG gibi dental lazerler, çürük temizliğinde ve kavite hazırlığında etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Lazer uygulamaları, geleneksel döner aletlere göre daha az titreşim ve ağrıya neden olur; bu da hastalar için daha konforlu bir deneyim sağlar.(6) Aynı zamanda, lazerle oluşturulan yüzeylerde mikromekanik retansiyonun artması, dolgu malzemesinin adezyonunu güçlendirir.(7)
Yeni nesil biyouyumlu dolgu materyalleri, doğal diş dokusuna benzer elastikiyet ve termal genleşme özelliklerine sahiptir. Bu özellik, dolgunun dişle bütünleşmesini kolaylaştırır ve mikrosızıntıyı azaltır.(8) Kendini onaran polimerler, mikro çatlakları tespit edip kapatabilen özel monomerler içerir ve bu sayede dolgunun ömrünü uzatır.(9)
Gelecekte dolgu teknolojileri, yalnızca hasarlı bölgeyi restore etmekle kalmayıp, aynı zamanda dişin doğal yapısını yeniden oluşturmayı hedefleyecek. Biyomateryallerin doku mühendisliğiyle entegrasyonu sayesinde, pulpa gibi canlı dokuların yeniden oluşturulması mümkün olabilir.(10) Ayrıca, yapay zekâ destekli tanı sistemleri ile çürük tespiti ve dolgu planlaması daha hızlı ve hassas hale gelecektir. (11)
Diş dolgularında yaşanan teknolojik gelişmeler, tedavi süreçlerini daha konforlu, etkili ve uzun ömürlü hale getirmektedir. Nanoteknoloji, 3D baskı, akıllı materyaller, lazer sistemleri ve biyouyumlu dolgu seçenekleri sayesinde modern diş hekimliği, restoratif tedavilerde yeni bir çağ başlatmıştır. Gelecekte bu teknolojilerin biyolojik temelli tedavilerle birleşmesi, dolgu kavramını tamamen değiştirebilir. Bu nedenle, hem klinisyenlerin hem de akademisyenlerin bu gelişmeleri yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır.